Mete Aldıraklı 2026
Filmsiz Yönetmen ve Ünsüz Fotoğrafçı

KIRK.

Değişimin İçinden Yeniden Başlamak

Kırk.

İnsan bu sayıyı yıllarca uzaktan izliyor. Hep başkalarına ait bir yaş gibi geliyor. Sonra bir sabah, hiç beklenmedik bir anda, sessizce kapını çalıyor. Bugün, ben kırk yaşıma girdim.

Yorgunluk var üzerimde, inkâr edemem. Geçmiş yılların biriktirdiği o tanıdık ağırlık, omuzlarımda kendine yer bulmuş durumda. Ama aynı anda, tuhaf bir şekilde, içimde yeni bir başlangıcın heyecanı da var. Sanki bir şeyler bitmedi; aksine, şimdi asıl başlıyormuş gibi.

Bu fotoğrafa bakıyorum. Kiremit bir fonun önünde, ışığın tam ortasında duruyorum. Ne tamamen ciddi, ne tamamen rahat… Tam arada bir yerde. Belki de kırk yaş tam olarak böyle bir yer: Ne gençliğin aceleciliği, ne de yaşlılığın kabullenişi. İkisinin arasında, ince bir çizgide yürümek gibi.

Deklanşöre basan kişi ise ilk çırağım, Ahsen. Yeni boyadığımız fonun naıl göründüğünü merak ediyoruz. Zamanın garip bir döngüsü var. Bir zamanlar bir şeyleri öğrenmeye çalışan bendim, öğreten tarafta duruyordum, şimdi ise tekrar öğreniyorum. Ve bir gün, hiç fark etmeden, seni izleyen gözler büyüyor. Sonra bir bakıyorsun, seni anlatan fotoğrafı onlar çekiyor.

Belki de kırk yaşın en büyük gerçeği bu: Değişim.

Son bir yılın içinden geçerken birçok şey yerinden oynadı. Şehirler, düşünceler, öncelikler, beklentiler… Bazı hayaller sessizce kenara çekildi, bazılarıysa hiç beklemediğim bir anda yeniden canlandı. İnsan yaş aldıkça daha mı temkinli olur bilmiyorum ama, daha dürüst olduğu kesin. Kendine karşı, zamana karşı, hayata karşı…

Eskiden kırk yaş bana uzak bir tepe gibi görünürdü. Şimdi o tepenin üzerindeyim. Manzara güzel. Biraz hüzünlü, biraz sakin, ama garip bir şekilde umut dolu. Aşağıya baktığımda geçtiğim yolları görüyorum; yukarı baktığımda ise hâlâ gidilecek bir yer olduğunu.

Belki de bu yüzden içimde hem bir durup nefes alma isteği var, hem de yeniden başlama arzusu. Yorgunum, evet. Ama hâlâ merak ediyorum. Hâlâ heyecanlanıyorum. Hâlâ bir şeylerin peşinden gitmek istiyorum.

Kırk yaş, bir son gibi değil bana. Daha çok, kendine doğru atılan daha bilinçli bir adım gibi.

Ve galiba ilk kez, olduğum kişiyle kavga etmeyi bırakıp, onunla yan yana yürümeyi öğreniyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Total
1
Share