Kelimeler. Yetmiyor.
Bu fotoğrafın içinde iki kişi var; ama aslında bir ev dolusu zaman saklı.
Bir dükkânın içi… Tezgâhın arkasında bir adam, telefonda; sanki dünya aramış da o açmış gibi. Yanında bir kadın, hafifçe eğilmiş, gülümsemesiyle kadraja değil hayata tutunuyor.
Annem ve babam.
Babam telefonu kulağına götürmüş. O yıllarda telefonlar hep bir şeyler isterdi ondan: sipariş, hesap, yetişilecek bir yer. Ama o an, deklanşöre yakalanmış o kısa aralıkta, sesi durmuş. Fotoğraf, onun sesini susturmuş; yerine yüzündeki tanıdık sakinliği bırakmış. Dünyayı bizlere bırakıp gideli neredeyse 5 yıl oldu. Ama bu karede hâlâ çalışıyor, hâlâ bekliyor, hâlâ “az sonra” diyor sanki.

Annem yanına sokulmuş. Omzunu ona yaslamadan, ama varlığını hissettirecek kadar yakın. Başındaki renkli örtü dükkânın bütün griliğine inat. Annem hep öyledir: En sıradan anların içine bir renk bırakır, sonra sessizce geri çekilir. Bu fotoğrafta da öyle yapmış. Gülümsemesi bir poz gülümsemesi değil; “buradayız” gülümsemesi.
Ben bu fotoğrafı çekerken onların farkında değildim belki. Bir kare daha olsun diye bastım deklanşöre. Oysa şimdi biliyorum: Fotoğraf bazen bizim yerimize fark eder. Biz geçerken durur, biz unuturken saklar.
Tezgâhın üzerindeki gazeteler artık eski haberler. Duvarlardaki yazılar silinmiş. Dükkânın içi değişti. Ama bu karede akşam hâlâ 19:54. Babam hâlâ telefonla konuşuyor. Annem hâlâ yanına eğilmiş durumda. Zaman, burada kararından vazgeçmiş gibi.
Fotoğraf dediğin bazen anı değil, tanıklıktır.
Bu kareye her baktığımda şunu hissediyorum:
Gitmiş olanlar tamamen gitmez. Bazıları, ışıkta kalır.
EXIF / Teknik Bilgiler
Gövde: Nikon D3
Objektif: Nikon Nikkor AF-S 105mm F:2.8 VR Micro
Odak uzaklığı: 105mm
35mm eşdeğeri: ≈ 52 mm
Diyafram: f/2.8
Enstantane: 1/250 sn
ISO: 1600
Çekim zamanı: 20 Ağustos 2012 Saat 19:54
Işık: Sokak lambası, doğal ortam ışığı